İş yerlerinde çeşitli işlemler sonucu oluşan ve havada askıya geçen
tozları uzun süre soluyan işçilerde çeşitli akciğer hastalıkları
görülebilmektedir. Tozların neden olduğu bu tür meslek hastalıklarının tümüne
birden “pnömokonyoz” adı verilir. 14. 09. 1990 tarih ve 20635 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan Maden ve Taşocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Tozla
Mücadeleyle İlgili Yönetmelikte ise Pnömokonyoz–Akciğer Toz Hastalığı,
“akciğerde toz birikmesi ve buna karşı dokusal tepkime sonucu oluşan akciğer
hastalığı” olarak tanımlanmıştır. Pnömokonyoz, hastalığa neden olan tozun
cinsine göre adlandırılmaktadır. Örneğin, kristal yapıda SiO2 içeren alfa kuvars,
beta kuvars, tridimit ve kristobalit minerallerinin tozlarına uzun süre maruz kalan
işçilerde silikoz (silikosis), kömür tozunun solunması ile antrakoz, demir
tozlarının solunmasıyla sideroz ve asbest tozlarının solunmasıyla asbestoz adı
verilen rahatsızlıklar oluşabilmektedir. Günümüzde, pnömokonyozun tedavisi
olanaklı değildir. Bu nedenle, hastalıkla mücadele, işyeri çalışma koşullarının
iyileştirilmesi ve pnömokonyoz şüphelilerinin ortamdan uzaklaştırılması ile
yapılmaktadır.
İşyerlerinde müsaade edilen solunabilir toz sınır değerlerinin aşılmamasına özen
gösterilerek hastalığın oluşumuna engel olunabilir. Bunu sağlamak için; solunabilir
tozların örneklerinin alınması ve mineralojik özelliklerinin incelenmesi konuları
büyük önem kazanmaktadır. Tarım, madencilik ve madencilikle ilgili sektörler, taş
ocağı ve kum ocağı işletmeleri, inşaat sektörü, çimento ve cam endüstrisi, demir
ve çelik endüstrisi, döküm sanayisi, lastik ve plastik imalathaneleri, kuyumculuk
atölyeleri, diş laboratuarları silikoz riski taşıyan sektörlerdir. Amerikan Ulusal
İş Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü (National Institute for Occupational Safety
and Health-NIOSH) tarafından yürütülen bir araştırmada 1,7 milyon Amerikan
işçisinin potansiyel olarak silikoz riski taşıyan iş kollarında çalıştığı
belirtilmektedir. TOZ TÜRLERİ
Tozlar, kimyasal kökenlerine ve biyolojik etkilerine göre sınıflandırılabilir.
Mesleki sağlık açısından ise tozlar üç gurupta incelenmektedir: (i) Solunabilir
tozlar: %50’sinin aerodinamik çapı 80 – 100 µm’nin altında kalan, trokal ve
alveollere ulaşan tozları da içeren, maruz kalındığında ise tüm solunum sistemini
etkileyen tozlardır. Ağız ve burun yoluyla alınan, havada asılı kalan tüm
parçacıkların kütlesi şeklinde de tanımlanmaktadır, (ii) Trokal tozlar: %50’sinin
aerodinamik çapı 10 µm’nin altında kalan, alveollere ulaşan tozları da içeren,
maruz kalındığında alt solunum yollarını etkileyen ve akciğere kadar ulaşabilen
tozlardır, (iii) Alveollere ulaşan tozlar: %50’sinin aerodinamik çapı 4 µm’nin
altında kalan ve maruz kalındığında alveollere kadar ulaşabilen tozlardır.
Pnömokonyoz, 0,2–5 µm boyutlarındaki alveollere ulaşan tozların orada birikmesi
sonucu oluşmaktadır. Bu nedenle, akciğer toz yükünün belirlenmesi, aslında, onun
mineral içeriğinin belirlenmesi demektir. Akciğerde 10–30 gram toz birikmiş olan bir
işçinin hiçbir şikâyeti olmayabileceği gibi, 3 gram kristal yapıda SiO2 tozu
birikmesi ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Kural olarak solunabilir tozlar, kristal
yapıda SiO2 bakımından ne kadar zengin ise, hastalık yaratma riski de o denli fazla
olarak kabul edilmektedir.
|